İş Kazası Tazminatı ve Koşulları 
0212 728 06 00 iletisim@bilgichukuk.com

İş Kazası Tazminatı ve Koşulları


2018-01-23 / Ezgi Merve BİLGİC

Paylaş Paylaş Paylaş

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 3. maddesine göre iş kazası, işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen “engelli hale getiren” olaydır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nda da iş kazası sayılan ve tazminat davası açılabilecek haller belirlenmiştir. Buna göre; iş kazası

- Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

- İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,

- Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

- Emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,

- Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında

meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hale getiren olaydır.

İş kazasından söz edebilmek için, olay sonucunda işçinin vücut bütünlüğü ihlal edilmiş, cismani zarar uğramış veya ölmüş olması gerekir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden kasıt, vücudunda kırık, çıkık, ezik, yara, duyu kaybı, uzuv kaybı veya uzuv zafiyeti oluşmasıdır. İş kazası, işçinin vücut bütünlüğüne dışarıdan gelen bir etkenin zarar vermesidir. Dışarıdan gelen bu olayın işçinin kendi kusuru ile veya isteği ile meydana gelmesi halinde, iş kazasından söz edilemez veya işçiye iş göremezlik geliri bağlanmaz. İşçinin daha önce var olan bir hastalığının normal çalışması sırasında nüks etmesi, iş kazası sayılmaz.

İş kazası sonucunda işçinin uğradığı zarardan işverenin sorumlu tutulabilmesi için, kazanın, işçinin, işverenin emir ve talimatı altında olduğu bir sırada meydana gelmiş olması gerekir. Üçüncü kişinin tam kusuru veya kastı, illiyet bağını keser. Örneğin, işçinin işe giderken yolun karşısına geçmekte olduğu sırada yaptığı kaza, iş kazası sayılmayacağından, işverenin sorumluluğu yoktur. İşverenin emir ve talimatı altında olduğu sırada kazaya uğrayan işçi, işgörme borcunu yerine getirirken kaza geçirmekle uygun illiyet bağı bulunacağından, işverenin tazminat sorumluluğu doğacaktır.

İşverenin iş kazalarından doğan tazminat sorumluluğu, akde aykırılıktan (işçiyi gözetme borcuna aykırılık) doğan bir kusur sorumluluğudur. Yargıtay’a göre, iş kazasının meydana gelmesinde işveren, hiçbir kusuru bulunmasa ve olay kaçınılmaz da olsa illiyet bağı varsa sorumlu tutulur.

Yukarıdaki bilgiler ışığındabir olayın iş kazası sayılabilmesi için şu beş şartın gerçekleşmesi gerektiğini kabul etmek gerekir;

1.Kazayı geçiren kişi sigortalı olmalıdır.

2.Kaza işyerinde veya işyeri sayılan yerlerde meydana gelmelidir.

3.Kaza, işveren tarafından yürütülen iş nedeniyle meydana gemelidir.

4.Kaza neticesinde sigortalı, ruhen veya bedenen bir zarara uğramalıdır.

5.Zarar ile kaza arasında illiyet bağı olmalıdır.

İş kazası meydana geldiğinde gereklerinin yerine getirilmesi için kanunkoyucu işverene bildirim zorunluluğu getirmiştir. İş Kanunu'nun 77. maddesi gereğince işverenler, işyerlerinde meydana gelen iş kazalarını en geç iki iş günü içinde yazı ile bölge müdürlüğüne bildirmek zorundadırlar. SGK kapsamında sigortalı sayılanların iş kazası sonucunda zarar uğramaları durumunda bağlı bulunan kolluk kuveetlerine durum derhal haber verilmeli, SGK'ya ise kazadan sonraki üç iş günü içinde haber verilmelidir. Eğer iş kazası, işverenin kontrolü dışında gerçekleşirse, kuruma bildirim iş kazasının işveren tarafından öğrenildiği andan itibaren üç gün içerisinde yapılmalıdır.

İşveren veya işçinin bildirimi üzerine SGK tarafıdan yapılan incelemede meydana gelen olayın iş kazası olup olmadığına ve tarafların kusur oranlarını düzenleyen bir rapor düzenlenir. Raporda meydana gelen olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi durumunda zarara uğrayan kişi veya kişiler iş mahkemesinde doğrudan maddi ve manevi tazminat davası açabilirler. Ancak meydana gelen olay SGK tarafından iş kazası olarak kabul edilmemişse hem SGK hem de işverenin davalı olarak gösterileceği iş kazasının tespiti davası açılmalıdır. İş kazasının tespiti davası iş kazasının meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.

İş kazası sonucunda zarara uğrayan işçi maddi tazminat davası açabilir. İşçi ölmüş ise onun desteğinden yoksun kalanlar dava hakkına sahiptir. Örneğin; eş, çocuk, anne, nişanlı, evlatlık, evlilik dışı eş, dava hakkına sahiptir.

Davalı kural olarak iş kazasına uğrayan işçiyi çalıştıran işverendir. Ancak kazaya üçüncü kişiler de neden olmuşsa, onlara karşı da dava açılabilir. Kazaya uğrayan işçi, işyerinde ve işin bir bölümünde iş alan alt işveren işçisi ise, hem asıl işveren hem de alt işveren tazminat alacağından müteselsilen sorumlu tutulabilir.

İş kazası sonucunda vücut bütünlüğü ihlal edilen işçi veya desteğinden yoksun kalanlar, maddi tazminat olarak; hastane masrafları, çalışma gücünün kaybından doğan zararlar ile ekonomik geleceğinin sarsılmasından doğan zararları isteyebilirler. Sigortalı işçinin iş kazası sonunda yapılan tedavi giderlerinden işveren değil, SGK sorumludur.

İş kazası sonucu ölen ve bakım gücüne sahip işçinin desteğinden fiilen ve sürekli olarak yararlanan kişiler, maddi tazminat olarak destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilirler. Ölen kişinin destek süresi, ölüm olayı olmasaydı işçinin muhtemel yaşam süresidir.

İşçinin ölümünden önce boşanan eş maddi tazminat isteyemez ise de, işçinin karı-koca hayatı yaşadığı gayrı resmi eşi, ölen işçinin maddi desteğini aldığını ispat ederse, işverenden maddi tazminat isteyebilir.

İş kazalarından doğan tazminat davalarında yetkili mahkeme davalının yerleşim yerindeki iş mahkemesi, davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki iş mahkemesi veya işçinin olay tarihinde işini yaptığı yerdeki iş mahkemesidir.

İş kazası sonucu ölen ve bakım gücüne sahip işçinin desteğinden fiilen ve sürekli olarak yararlanan kişiler, maddi tazminat olarak destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilirler. Ölen kişinin destek süresi, ölüm olayı olmasaydı işçinin muhtemel yaşam süresidir.

İşçinin ölümünden önce boşanan eş maddi tazminat isteyemez ise de, işçinin karı-koca hayatı yaşadığı gayrı resmi eşi, ölen işçinin maddi desteğini aldığını ispat ederse, işverenden maddi tazminat isteyebilir.

Mahkemece talep halinde, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faize hükmedilmelidir. Ancak hastane masrafları ve ulaşım giderleri gibi alacaklara dair maddi tazminatlar yönünden temerrüt tarihinden itibaren faiz işlemeye başlar. Maddi tazminat alacağı, maluliyetin kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek 10 yıllık zamanaşımına tabidir.

İş kazasına uğrayan işçi veya bundan zarar gören yakınları, kazaya neden olan işveren veya üçüncü kişilerden manevi tazminat isteyebilirler. Manevi tazminat bölünemez ve bir defada istenebilir. Manevi tazminat, işçi ya da sigortalının maluliyet oranı yükselmedikçe, yeni bir dava veya ıslah ile artırılamaz.

Manevi tazminat alacağı, maluliyetin kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.

Daha detaylı bilgi almak ve dava sürecini takip etmek için Silivri'de avukatlık hizmeti ve hukuki danışmanlık veren Bilgiç Hukuk Bürosu ile websitesi aracılığıyla iletişim kurabilirsiniz.

Bilgiç Hukuk Bürosu Silivri

Avukat Ezgi Merve Bilgiç

 

Bu metinden kısmen alıntı yapılması yahut metnin farklı bir mecrada paylaşılması durumunda alıntı yapılan yahut paylaşılan yazıya aşağıdaki ibareler eklenmelidir.

''Yukarıdaki makalenin tüm hakları yazarı Avukat Ezgi Merve Bilgiç'e aittir ve makale, yazarı tarafından Bilgiç Hukuk Bürosu  (www.bilgichukuk.com) sayfasında yayınlanmıştır.''

Bu ibare eklenmek şartıyla, metinden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun alıntılar yapılabilir ve metin farklı mecralarda paylaşılabilir, yazarın izni olmaksızın aksine hareket edilemez.


© 2017 BİLGİÇ HUKUK BÜROSU. Tüm Hakları Saklıdır.